EĞİTİM DEĞİŞİMİN EFENDİSİDİR.

24 Mayıs 2015 Pazar

DAVRANIŞLARINIZA DİKKAT EDİN...


Son yıllarda yapılan araştırmalar çocukların anne karnından itibaren dış dünyayı öğrenmeye başladığını kabul etmektedir.

Çocuklar doğumla birlikte getirdiği özelliklerini,  duyu organlarıyla öğrendikleri ile birleştirerek gelişim çabası içine girerler.

Gelişim biyolojik programla birlikte ruhsal, duygusal ve kimlik üzerine öğrenmenin etki etki ettiği bir süreçtir.Çocuk doğduğunda cinsiyeti, ten, saç, göz rengi bellidir. Gelecekteki boyu ve bedensel değişimi ise genetik köklerine göre tahmin edilebilir. 

Ancak nasıl bir birey olacağı doğumla getirdiği mizacın üzerine kurulacak öğrenme deneyimlerine bağlıdır. Mizaç bizim en temel yapımızdır. Üzerinde oynama yapılabilir ancak değiştirilmesi çok zor özelliklerimizin bütünüdür. Bizim doğamızı belirler. Bazıları için  yumuşak huylu, sinirli, atılgan, sakin, heyecanlı yetenekli vb. tabirler kullanmamızı sağlayan mizacımız dır.

Bir ev için temel ne ise mizaç ta insan için öyledir. Ancak kaç katlı bir ev, nasıl bir çatı, kaç pencere, renk seçimi ya da iç dış tasarım tamamen doğumdan sonraki öğrenme süreci ile şekillenmektedir.
Aslında her anne baba bir insan mühendisidir. 

 Çocuk sürekli görüntülü ve sesli kayıt alan bir kamera gibidir. Ne çekerse onu dinler ve  izlersiniz.

Bu yüzde yüz böyledir demek doğru olmayabilir ancak çocuklarınız ne görürse onu öğrenirler. Ailede bu babasına, annesine, dedesine çekmiş dediklerinde aslında o duydukları çekilen görüntülerin baka bir yerden izlenmesidir. Çocuklarınızın nasıl bir birey olmasını istiyorsanız onlara öyle örnek olarak öğrenmelerini sağlayınız.


Onlar sizden gördüğünü sizden duyduklarından daha hızlı öğrenirler.Çünkü çocuk taklit ederek öğrenir taklidin en yoğun olduğu dönemde görülen en hızlı öğrenilendir.


Sevgili anne babalar...ne yaptığınıza, ne söylediğinize dikkat edin.


Unutmayın... Çocuğunuzun ilk öğretmeni sizsiniz...

Onu nasıl yetiştireceğiniz aslında kontrol edilebilir bir durumdur. 

Çocuğunuz istenmeyen bir davranış yapıyorsa önce onu değil kendinizi gözden geçiriniz.


Huzurla kalın...


PİAGET AKADEMİ




19 Mayıs 2015 Salı

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN ATAM...


          


ATATÜRK' DOĞUM GÜNÜ

19 Mayıs 1919 tarihi Türk kurtuluş mücadelesinin başladığı tarih olmanın ötesinde çok daha başka anlamlarda taşır.

Gazi Mustafa Kemal' e nüfus kağıdı çıkartılacağı zaman doğum günü ay ve gün olarak da sorulur. Ancak kendisi o zaman nüfus kağıdına bir tarih yazdırmaz.

Daha sonra İngiltere Kralı VIII Edvard  Atatürk' ün doğum gününü kutlamak ve kendisine hediye göndermek için resmi kanalla tarihi istetir. Atatürk: 


“Anam bana bir bahar ayında dünyaya geldiğimi, doğduğum gün ağaçlarda çiçekler bulunduğunu söylerdi. Ben zaten 39 yaşımdan beri, yani Samsunâ çıktığım günden beri doğum tarihim olarak 19 Mayıs gününü kabul ediyorum. Kral hazretlerine doğum tarihimi 19 Mayıs 1881 olarak bildirsinler.”
                                                                                
diye direktif vermiştir.

İyi ki doğdun Mustafa Kemal, 

İyi ki Türk Milletine nasip oldun,


DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN ATAM...

HUZUR İÇİNDE UYU...



kaynak: (Cumhuriyet Gazetesi 19/5/1999)

2 Mayıs 2015 Cumartesi

ÇOCUĞUNUZ OKUMA-YAZMA ÖĞRENİRKEN...


ÇOCUĞUNUZ OKUMA YAZMA ÖĞRENİRKEN...




Çocukların okul yaşamında ilk karşılaştıkları sıkıntılardan biri okuma-yazma öğrenilirken yaşanan gecikmelerdir. Bir çok sebebe bağlı olarak gecikme olsa da bunu en aza indirmenin ve okuma- yazmayı eğlenceli hale getirmenin çok çeşitli yolları vardır.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki öğrenme süreci ne kadar cazip ve eğlenceli hale getirilirse öğrenme hızı ve öğrenmenin kalıcılığı o derecede olumlu yönde etkilenmektedir.

Çocuklarınızla okul çağı öncesinde ve ilkokul 1. sınıfa giderken evinizde yapabileceğiniz pek çok eğlenceli etkinlik üretebilirsiniz. Bilgisayar çağında internetten çok şeyi alıp uygulayabileceğiniz gibi kendinizde yeni ve yaratıcı etkinliklerle hem çocuğunuza okuma-yazma öğreniminde destek verebilir, hemde onunla kaliteli zaman geçirme ve sağlıklı paylaşımda bulunma ortamı hazırlayabilirsiniz.

Özellikle sosyal kabulü arttıran bir anlamı olması sebebiyle çocuklardan okul yaşamında ve hatta öncesinde en hızlı şekilde okuma -yazmayı sökmesi beklenir. Aileler arasındaki en can sıkıcı sorulardan biri '' Bizim ki okuma yazmayı söktü. Sizinki ne durumda? Halledebildiniz mi? '' '' AAAA..Hala okuma-yazma yı sökemedi mi? '' ''Okuma bayramında sizinki ne okuyacak ?'' vb.. sorular bir çok anne babanın canını acıtan ve kızdıran sorulardır.

Bilinmesi gerekir ki her çocuğun algılaması, öğrenme hızı, unutma hızı ve transfer yeteneği çok farklı farklıdır. Sizin çocuğunuz eğer okuma yazmayı sökemedi ise bu onu başarısız yapmaz. Ya da okul öncesinde sökmüş olması onu süper zeki de yapmaz. Çocuklarınıza gereksiz sıfatlar giydirmeyiniz.

Okuma-yazma öğrenimi tüm çocuklar için sancılı bir süreçtir. Ancak bazıları bunu kendiliğinden atlatabildiği gibi bazılarınında biraz veya çok desteğe ihtiyaçları vardır.

Öncelikle bu konuda altın kurallara dikkat etmelisiniz.

-1. Altın Kural: Enpati yapın, (mümkün olan en yüksek dozda... Siz bir şeyi hep şıp diye öğreniyor musunuz ki çocuğunuzdan da bunu bekliyorsunuz. Unutmayın o hayatı öğrenme telaşında daha..).

-2. Altın Kural: Sabırlı olun,  (Beklentileriniz biraz rafa kaldırın...).

-3. Altık Kural: İnternetten araştırmalar yapın (evde ne tür etkinlikler yapabiliriz? Bakın bu yazıyı da o sayede okuyorsunuz zaten.. Tebrikler... ).

-4. Altın Kural: Çocuğunuza şans ve zaman verin, (ona  yarış atı gibi davranmayın...).

-5. Altın Kural: Başka çocuklarla kıyaslamaktan vaz geçin, ( unutmayın başkalarının yapıp sizin  yapamadıklarınız da var.).

-6. Altın Kural: Şefkatle yaklaşın, ( o yaş çocuğunun en temel gıdalarından biri şefkattir.).

 -7. Altın Kural:Sürekli model olmaktan çekinmeyin, ( çok model olmak çocuğun öğrenemediğini değil öğrenmek için ne kadar yardıma ihtiyacı olduğunu gösterir.).

Bu altın kuralları çoğaltmak mümkün olsa da sizler anne baba olarak yeni büyüyen fidanınıza ne kadar özenle davranırsanız onu o derecede sağlıklı büyütürsünüz.

Ancak bu süreçte, onun sizin hayallerinizi gerçekleştirmesi gereken bir misyonu olmadığını da unutmayın. Çocuğunuz hayallerinizle ilgili hiçbir şeyi yerine getirmeye mecbur değildir.

Çocuklarımızın da birer birey olduklarını ve her anlamda özgür olduklarını unutmayalım.

PİAGET AKADEMİ