EĞİTİM DEĞİŞİMİN EFENDİSİDİR.

2 Haziran 2015 Salı

PROBLEM ÇÖZME BECERİSİ.. Çocuklarınıza da öğretin...


Hepimiz hemen hemen her gün bizim için sorun olarak kabul edilen ve hayat akışımızı sekteye uğratan istemediğimiz yaşantılara maruz kalırız.
Temelde stres oluşmasına yol açan her şey sorun olarak algılansa da   kendi içinde doz farklılıkları ve bireylerin yaşananı sorun olarak algılama dereceleri sorunun büyüklüğünü belirler.
Küçük ya da büyük sorun diye niteleyebildiğimiz gibi, Bir çok insanı kaosa sokan şey bize sorun bile gelmeyebilir.

Birey yaşanılanı sorun olarak algıladığında ilk hamle fizyolojik olur. Adrenalin yükselir ve beden kaynayan su gibi hafiften fokurdamaya başlar.. Sinirlenme diye tarif edilen bu başlangıç aşamasının içinde heyecan, terleme, panik, yüz ifadesinde değişme vb.  gibi tepkilerin geliştiğini rahatça görebiliriz.

Bir anda yaşam seyrimiz değişir ve o olaya odaklanırız. Planlar bozulur, sağlıklı düşünme yeteneği zarar görmeye başlar, kendini mutlu olarak algılayan beyin bir anda gelişen zincirleme değişikliklerle mutsuzluk hissi geliştirir.

Doğal olarak tüm algılarımızda ve bunları işlemekte zihinsel olarak başarısızlık yaşarız. Bir olayı sorun olarak algılamakla algılamamak arasında fark o olayın ne kadar hızlı çözülebileceğini doğrudan etkiler.

Kötü malzemeden yapılan yemek gibi düşünebiliriz. Olumsuz duygularla çözmeye çalışılan bir durum ne kadar hızlı ve doğru çözüme ulaşabilirse.. o kadar az hasar ve hızla çözülebilir.

Aslında.......................ALGILARINIZ YAŞAMINIZDIR.

Bununla birlikte sorun olarak algıladığımız bir şeyden en hızlı kurtulmanın en kestirme yollarını da bulabiliriz.

Size göre bir sorunla karşılaştığınızda....

I- SORUN NEDİR?
         Gerçekten bir sorun var mı?  Bunu tanımlayın..

II-SORUN HAKKINDA BİLGİLEN.
         Sorun olarak gördüğünüz şey hakkında bilginizi arttırarak ona yönelik hamlelerinizi                            kolaylaştırmanız en doğrusu olacaktır.
            Bu tanıdığınız birine ve tanımadığınız  birine nasıl davranacağınızı bilmeniz arasındaki fark                 gibidir.
III-EN İYİ ÇÖZÜMÜ SEÇ.
        Sorunun çözümünde bir den çok yol olsa da her zaman biri en iyisidir. Bu farkı doğru tespit                 ederek en uygun çözümü kullanmak en doğru olandır.
        Bir yere giderken bir çok yol olabilir ancak hep biri en kestirme olandır.
IV-ÇÖZÜMÜ UYGULA
        Çözümü bulmak madalyonun bir yüzüdür. Bulduğunuz çözümü uygulayabilmeniz se diğer                 yüzü.. Aslında sizi sorunu çözmeye götüren doğru çözüü bulmaktan öte uygulamaktır.
        Fikir fiile dönüşmezse hiç bir işe yaramaz.
V-SONUÇLARI İNCELE
        Bu gün sonu Z raporu almak gibidir. İyi muhasebe edilen bir sonuç çözümün gerçekleşip                     gerçekleşmediğinin raporu gibidir. Karda olup olmadığınızı anlarsınız.

Bu sorun çözme işlem süreçleri aslında tüm insanlarda aynı işler. Ancak bunu işletme becerisi bize aittir. 

Tarif belli o yemeği her kez yapabilir... Ama bazıları daha maharetlidir. İşte sorun çözmede tam olarak böyle bir şeydir.

Fransız usulu pesadillalı jömese batırılmış ördek çevirmesi ni yapmak sorun olarak görünse de bunu halledebilirsiniz...

Kolay gelsin.........................

( Bilginize............pesadillalı jömese batırılmış ördek çevirmesi diye bir yemek yok...)

Saygılarımızla

PİAGET AKADEMİ


24 Mayıs 2015 Pazar

DAVRANIŞLARINIZA DİKKAT EDİN...


Son yıllarda yapılan araştırmalar çocukların anne karnından itibaren dış dünyayı öğrenmeye başladığını kabul etmektedir.

Çocuklar doğumla birlikte getirdiği özelliklerini,  duyu organlarıyla öğrendikleri ile birleştirerek gelişim çabası içine girerler.

Gelişim biyolojik programla birlikte ruhsal, duygusal ve kimlik üzerine öğrenmenin etki etki ettiği bir süreçtir.Çocuk doğduğunda cinsiyeti, ten, saç, göz rengi bellidir. Gelecekteki boyu ve bedensel değişimi ise genetik köklerine göre tahmin edilebilir. 

Ancak nasıl bir birey olacağı doğumla getirdiği mizacın üzerine kurulacak öğrenme deneyimlerine bağlıdır. Mizaç bizim en temel yapımızdır. Üzerinde oynama yapılabilir ancak değiştirilmesi çok zor özelliklerimizin bütünüdür. Bizim doğamızı belirler. Bazıları için  yumuşak huylu, sinirli, atılgan, sakin, heyecanlı yetenekli vb. tabirler kullanmamızı sağlayan mizacımız dır.

Bir ev için temel ne ise mizaç ta insan için öyledir. Ancak kaç katlı bir ev, nasıl bir çatı, kaç pencere, renk seçimi ya da iç dış tasarım tamamen doğumdan sonraki öğrenme süreci ile şekillenmektedir.
Aslında her anne baba bir insan mühendisidir. 

 Çocuk sürekli görüntülü ve sesli kayıt alan bir kamera gibidir. Ne çekerse onu dinler ve  izlersiniz.

Bu yüzde yüz böyledir demek doğru olmayabilir ancak çocuklarınız ne görürse onu öğrenirler. Ailede bu babasına, annesine, dedesine çekmiş dediklerinde aslında o duydukları çekilen görüntülerin baka bir yerden izlenmesidir. Çocuklarınızın nasıl bir birey olmasını istiyorsanız onlara öyle örnek olarak öğrenmelerini sağlayınız.


Onlar sizden gördüğünü sizden duyduklarından daha hızlı öğrenirler.Çünkü çocuk taklit ederek öğrenir taklidin en yoğun olduğu dönemde görülen en hızlı öğrenilendir.


Sevgili anne babalar...ne yaptığınıza, ne söylediğinize dikkat edin.


Unutmayın... Çocuğunuzun ilk öğretmeni sizsiniz...

Onu nasıl yetiştireceğiniz aslında kontrol edilebilir bir durumdur. 

Çocuğunuz istenmeyen bir davranış yapıyorsa önce onu değil kendinizi gözden geçiriniz.


Huzurla kalın...


PİAGET AKADEMİ